top of page

📱Diyetisyen Gözünden Sosyal Medyada Hayatta Kalma Rehberi

  • Yazarın fotoğrafı: Helin Yılmaz
    Helin Yılmaz
  • 13 Tem 2025
  • 3 dakikada okunur

ree














Bir Diyetisyenden: Beslenme Kirliliği, Beden Algısı ve Bilgi Karmaşasında Kaybolmamak İçin 10 Gerçekçi Yol


1. Uzman Olmayanların Bilgilerini Filtrele


Sosyal medyada artık herkes “sağlıklı yaşam ve beslenme” önerisinde bulunuyor. Ama diyetisyen olmayan kişiler, çoğu zaman kendi deneyimlerini “genelgeçer bilgi” gibi sunabiliyor. Yıllarca eğitim almadan, insan fizyolojisini tanımadan önerilen diyetler; senin sağlığını riske atabilir, yeme davranışını olumsuz etkileyebilir. Bu kişiler yüzünden kendi mesleğimi sorgular hale geliyorum.


Diploması olmayan, kaynağı belirsiz kişileri “takip etmek” bazen fark etmeden ruh ve beden sağlığından ödün vermektir.


Gerçek diyetisyenleri seçmeye çalış. Sade, anlaşılır bir dille konuşan, sana “korku” değil “bilgi” veren uzmanlar bu platformda da var. Klişe söylemler yerine bilimsellik ve empatiyi merkeze koyan diyetisyenleri takip etmek, sadece bedenine değil ruhuna da iyi gelir.

2. “Herkes İçin Geçerli” Diyet Kurallarından Şüphe Et


“6’dan sonra yemek yasak”, “karbonhidrat kötüdür”, “kahve ödem yapar” gibi kalıplaşmış kurallar hap bilgi gibi gözüktüğü ve sınırları belli olduğu için seni cezbedebilir. Çünkü net ve kolay uygulanır görünürler.


Ama beslenme, kesin kurallarla değil, bireysel ihtiyaçlarla yönetilir. Bilgiyi cebinde tut ancak kendini dinlemeyi de unutma. Sunulan bilgiyi benimsemeden önce, sana ne kadar uygun, ne kadar fayda sağlar, sorgula. Herhangi bir söylem seni hemen yönlendirmesin. Bedenin özel, bu yüzden beslenme tarzın da öyle olmalı.

3. Sadece Yansıtılanı Görme, Arka Planı da Düşün


En kritik maddelerden...Bazı influencer’ların beden yapıları sana cazip görünebilir. Ancak o görüntünün arkasındaki genetik, yaşam tarzı, sosyoekonomik şartlar bilinmez. Bize gösterdiği başka, yaşadıkları başka olabilir. Görselle oynuyor olabilir, çekim açısını ustaca kullanıyor olabilir, beslenme davranışı bozulmuş olabilir. Belki kan değerleri alt üst oldu?Özellikle "hamile" influencer'ların zayıflığı öne çıkaran paylaşımları... Sosyal medya tamamen yok olsun istiyorum bazen. Evet, sebebi bu kişiler maalesef.


Karındaki bebişin durumu ne? Anne yeterli beslendi mi? Kemik, kan, kas yapısı ne durumda?


Başkalarının bedeni hakkında maruz kaldığın çok fazla görsel kendi bedenine yabancılaşmana neden olabilir.

4. Kilo Verme Hızlarıyla Kendini Kıyaslama


“1 haftada 5 kilo verdim”, “Doğumdan hemen sonra zayıfladım” gibi paylaşımlar, senin ilerlemeni değersizmiş gibi hissettirebilir.


Ama bu verilerin çoğu gerçek değildir; gerçek olsa bile sürdürülebilirliği düşüktür.


Unutma: Yavaş, dengeli ve kişiye özel ilerleyen süreçler daha kalıcıdır. Kendi bedenine ve sürecine saygı duymak en büyük ilerlemedir.

5. “Before-After” Görsellerine Temkinli Yaklaş


Net bir şekilde bu paylaşımların artık "yasak" olduğunu söyleyebilirim. Sağlık Bakanlığı'nın izni yok. Ayrı başlık altında incelenecek kadar çok olumsuz ve etik dışı yanı var bu paylaşımların.


Bu görseller genelde yalnızca “beden değişimini” öne çıkarır. Ancak kişinin neler yaşadığı, bunu nasıl yaptığı ya da bedensel değil duygusal durumunun ne olduğu gösterilmez .Beden değişimi tek başına başarı değildir. Mutluluk, özgüven, sağlıklı ilişki kurabilmek gibi görünmeyen ama çok daha önemli değişimler de vardır.

6. “Detoks”, “Yağ Yakan Kür” Gibi Terimlere Dikkat


Biliyorum çok cazip, ışıltılı, çözüm odaklı (!) terimler ancak 2025 yılında hala bu tarz içerikler paylaşan meslektaşlarımın olması beni üzüyor...

Detoks içecekleri, ödem atıcı kürler gibi paylaşımlar pazarlama tuzakları olabilir. Bunlar çoğu zaman bilimsel temelden yoksun, mucizevi vaatlerle sunulur. YAĞ YAKAN BİR GIDA YOKTUR.


Karaciğer ve böbrek zaten vücudun doğal detoks organlarıdır. Bir karışım değil, yaşam alışkanlıkları senin sağlıklı olmanı sağlar.

7. Beden Algını Korumak İçin Sessize Alma Hakkını Kullan


Sana “yetersiz” hissettiren, kıyaslamaya iten ya da suçluluk duygusu uyandıran içerikler için -ilgilenmiyorum- özelliğini kullan. Instagram için, paylaşımın üzerindeki üç noktaya tıkladığında görebilirsin. Ruh sağlığını korumak da dijital hijyenin bir parçasıdır. Sana iyi gelmeyen hesapları listenden silebilirsin. “Herkesi dinlemek zorunda değilim” demek özgürleştiricidir.

8. Yavaş, Bilinçli İçerikleri Tercih Et


En önem verdiğim maddelerden biri bu. Dikkat çekmek için bağıran, hızlı geçişli, yüksek tempolu içerikler ilk başta cazip gelse de zamanla seni yorar. Yavaş konuşan, sade anlatan, bilgiye saygı duyan içerikler sindirilebilir, kalıcı olur. Doygunluk sadece yemekte değil, bilgide de yavaş sindirmeyle gelir. Acele etme, yavaşla. Instagram bile artık hikayesi olan daha uzun ve sindirilebilir içerikleri öne çıkarmaya başlayacakmış...

✅ 9. Kendi Beden Yolculuğuna Sadık Kal


İşte öz şefkat burada da devreye girmeli, hayatın her alanında olduğu gibi. Her gün birileri başka bir yerden başlıyor, başka bir yere varıyor.Senin hikâyen ise yalnızca sana ait.Kendini başkasının temposuyla değil, dününle kıyasla. Ne kadar esnek, anlayışlı ve sevecensen, sürecin o kadar sağlıklı ilerler.

10. Kendine Şunu Hatırlat: “Sosyal Medya Gerçek Değil. Ben Gerçeğim.”


Paylaşılan her şey planlı, seçilmiş ve süzgeçten geçirilmiş olabilir.Gerçek hayat çok daha katmanlı, çok daha insani. Instagram’da gösterilmeyen anların da seni sen yaptığını unutma. Kusurlu, inişli çıkışlı ama “sana ait” bir yolculuk, en sağlıklı olanıdır.


🎯 SON SÖZ

Sosyal medya, doğru kullanıldığında ilham verebilir; yanlış kullanıldığında özgüveni ve beden barışını zedeleyebilir.Bu yüzden, “bilgiyi alan ama süzen”, “gören ama sorgulayan” bir dijital bilinçle Instagram’da var olmak mümkündür.


Farkında kal. Acele etme. Kendi yolunda ilerle. Ve en önemlisi: Bedenin, senin evindir. Başkalarının penceresinden değil, içinden bak.

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

Telefon

0534 599 84 84

Sosyal Medya

©2022, Diyetisyen Helin Yılmaz tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page